14 ☸ Söz ☸
☸ Söz ☸
Sonraki gün her şey daha iyiydi.
Beynimi kemiren onlarca düşünce, hayal, gerçek bana tek bir şeyi anlatıyordu.
Laurel'e güvenme.
Fakat gördükleri gerçeklerdi.
Bir diğer bildiğim şey ise, onun insanlara istediği şeyi gösterebileceğiydi. Dimitri ve benden sonra Gümüş Gölge olmaya en çok yaklaşan kişi oydu ya da ben öyle sanıyordum. Peki ya Elijah? O da bana bir zamanlar Gümüş Gölge olmak üzere olduğunu söylemişti. Elijah şu an Karneol'un lideriydi.
Çizdiğim resimlere bakarken gördüklerim dehşet vericiydi. Karneol hepimizin sonu olacaktı. Sırf küçük bir hata yüzünden, o sırada Karneol'da olan herkes, hislerini kaybetmişti. Benliklerini ve belki de insanlıklarını... Karneollular hariç diğer bütün Yeni Dünya'da yaşayan insanlar hislerine bağımlılardı. Gümüş, Safir veya Ametistli, hepsi bu gezegenin enerjisi yüzünden Dünya'da olmadıkları kadar çaresizdiler. Karneollulardan bazıları da öyleydi fakat bu onları planlarından vaz geçirmeyecekti elbette.
Dünya'ya gerek kalmadan, Karneol bizim sonumuz olacaktı.
☸
O gece uyuyamam olağan dışı bir şey değildi. Ne zaman gözlerimi kapatsam değiştiremeyeceğim geleceği görüyordum. Laurel'in tüm bunlara nasıl dayandığını merak ettim. Belki de dayanamıyordu.
Hızla ayağa kalktım, karanlığa gözlerim çoktan alışmıştı. Hızlı adımlarla odanın kapısına doğru ilerlerken ne yapacağıma karar verdim.
Sardoniks'in Merkez'i, Sardoniks şehrinin ilk halkasının en ortasında yer alıyordu. Suyun yüzeyinde, gökyüzüne açılıyor ve köprülere bağlanıyordu. Bir gökdelenden çok daha fazlasıydı. Ametist ya da Kalsedon'un Merkez'inden çok daha büyüktü. Merkez'in orta katlarından birine indim. Orada sadece benim bildiğim, rahatça ne yapacağımı düşünebileceğim bir yer olduğunu sanıyordum.
Yanılmıştım.
Üzerine Sardoniks'in sembolü işlenmiş olan kilitli kapıyı bileğimdeki anahtar-bilekliği uzatıp açtım. Bu bileklikten sadece Sardoniks'in Merkez ve kulelerinin savunucularında vardı. Sardoniks şehrinde bulunan neredeyse bütün kapıları açıyordu. Balkona çıkmamla yalnız olmadığımı hissetmiştim. Altın sarısı saçlarını gördüğüm anda bunun Augustus olduğunu anladım.
Kapının sesiyle birlikte bana döndü. "Dolunay?" Korkuluğa kollarını dayamış Sardoniks şehrinin geri kalanını izliyordu. Ben yanıt vermeyince dikkatini yeniden manzaraya verdi.
Ondan uzağa, demir korkulukların üzerine oturdum.
"Gördüklerin sadece bize anlattıklarından ibaret değil." diye tahmin yürüttü.
"Evet." diye mırıldandım.
"Peki ya diğerlerini-"
Sözünü kestim. "Anlatmayacağım."
"Tek başına mı Karneol'a karşı olacaksın? Yalnız değilsin bunu biliyorsun değil mi? Biz de en az senin kadar Karneol'un egemenliğini istemiyoruz."
"Karneol'un egemenliği mi?" dedim gülerek. "Eğer amaçlarına ulaşırlarsa Yeni Dünya'daki herkes ölür."
"Dolunay... Yapabileceğimiz bir şey olmalı."
"Sizin yok." dedim gözlerimi gecenin yarısında bile hala kızıl-sarı kalmayı başarabilen Sardoniks şehrinden ayırmayarak. Ardından devam ettim. "Benim var."
"Buna izin vermeyeceğiz." dedi, diğer tüm Gümüş ve Safirlerin adına konuşurcasına.
Bu sefer ona döndüm. "Sen izin vermeyeceksin. Ve Dimitri. Diğer Gümüş ve Safirler sözde izin vermeyecek. Kurtuluşumuzun tek yolunun bu olduğunu biliyor olacaklar." O konuşmaya başlamadan devam ettim. "Sizden izin istemiyorum ayrıca. Kendi kararımı kendim vereceğim. Bu benim seçimim olacak ve inan bana Karneol'un bizi ele geçirmemesi için elimden gelen her şeyi yapacağım."
Son ana kadar savaşacaktım.
Kapının açılmasına kadar uzun bir sessizlik olmuştu. Augustus tek kelime etmemişti.
Gelenin kim olduğunu anında anlamıştım. Adım seslerinden, hislerimden ve yükselen kalp atışlarımdan.
"Dimitri." dedim, sesimde onlarca duygu vardı. Yanıt vermedi fakat seslerden benim yanıma doğru ilerlediğini anlamıştım. Az önceki sessizliğe iki misli daha eklendi.
"Size söyleyecektim." dedi Augustus. "Corrin'den haber var."
"Karneol'la mı ilgili?" diye tahmin yürüttüm.
"Evet." dedi, ona baktığımda gözlerinin safir rengine döndüğünü görmüştüm. "Corrin, Kalsedon'un kalkanını kalınlaştırmış ve genişlettirmiş. Ayrıca tıpkı Ametist şehrinde olduğu gibi bir iç bir de dış kalkanı var."
"Bunlar Karneol'u durdurmayacak." dedi Dimitri.
"Elbette, durdurmasına imkan yok, Corrin sadece hiçbir şey yapmamış gibi görünmek istemiyor." dedi Augustus, gözlerini sislerle dolu manzaradan ayırmayarak.
"Selestit, Labradorit ve diğer Ametist'e yarı bağlı şehir devletleri endişe içinde, Laurel ve Corrin bir toplantı daha düzenleyecek." Augustus'un bunları neden az önce bana söylemediğini merak ettim. "Ve sizi de çağırıyor." diye bitirdi cümlesini ardından korkuluklardan uzaklaştı. Gözlerden kaybolmadan önce söylediği tek şey "Yarın." olmuştu.
"Laurel'e güvenmiyorum." dedi Dimitri. "Corrin'e de öyle."
"Karneol'dan sonra bir de onların planları var." dedim ona bakarak.
"Bizden sakladığın ne var?" diye sordu, bizden kastı, onlar değildi, o ve bendik.
"Biliyorsun zaten." dedim neredeyse tamamen yeşil gözlerine bakarak. Yeni Dünya gezegenindeki her şey mücevher gibiydi. Benim için en başta Dimitri'nin gözleri vardı. Onlar da mücevher gibiydi.
O an anlamıştım. Bilmiyordu. İçten içe gülümsedim. Laurel her ne yaptıysa, Dimitri benim gördüklerimi bilmiyordu. Geleceğin tamamını bilmiyordu.
"Bilmiyorsun..." dedim sesli düşünerek.
"Luna-"
"Söz ver bana!" dedim yüksek sesle ve gözlerimi gözlerinden ayırmayarak. "Aptalca bir şey yapmayacaksın, Kalsedon'daki gibi olmayacak."
"Sen-"
Bir kez daha sözünü kestim fakat bu sefer sesimdeki tonu ben bile sevmemiştim. "Lütfen." dedim yalvarırcasına. "Seni bir kez kaybettim, bir kez daha kaybedemem."
"Önce sen bana söz ver." dedi bana karşı çıkarak.
Ondan gözlerimi kaçırdım. Şimdi ne diyecektim? "Dimitri, ben..." devamını getirememiştim.
Elini tenimde hissettiğim zaman, tenim alev alev yanmaya başlamıştı. Yüzümü kaldırarak gözlerine bakmamı sağladı.
"Peki ben sensiz ne yapacağım?" Sanırım ilk defa... sesini hissedebiliyordum.
Söyleyemediği kelimeleri biliyordum. Konuşmaya başladığımda ses tonuma kendim bile şaşırmıştım. "Söz veremem, ben sadece... Lütfen benden bunu isteme."
Yanıt vermedi fakat o sırada hissettiklerimin yanına bir de onun hisleri eklenmişti. Her duygu iki katına çıkıyordu.
İki kat korku. İki kat endişe. İki kat aşk.
Ve hepsinden fazla iki kat sinir.
Yüzümde elinin boşluğunun farkına vardığım an çoktan beni orada yalnız bırakıp gitmişti.
Düzenlenme Tarihi: 14.12.2016
Sanırım şu ana kadar yazdığım en iyi bölümlerden oldu. Lütfen bu bölüm hakkında yorum yapın. Oylarınızı ve yorumlarınızı bekliyorum.
Bu arada Ametist dün 5'teydi. Bilim kurgu 5!
98bin okunma :')
Bạn đang đọc truyện trên: AzTruyen.Top